Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Farklı Bir Teknoloji Yeniliği Daha : Asus ZenFone 6

Asus Zenfone 6, 166.9 x 84.3 x 9.9 mm boyunda ve 196 gr ağırlığının yanında birazda kalındır.  Kalın olmasının sebebi ise; ekranının büyük olması ve yüksek kapasiteli bir bataryaya sahip olmasıdır. Telefonda; kırmızı, siyah, beyaz ve altın rengi olmak üzere 4 farklı renk bulunmaktadır.  6 inç boyutunda, Hd çözünürlüğündeki bu teknoloji harikası Corning Gorilla Glass 3 teknolojisi ile desteklenmekte, parlaklık ve renk doygunluğu açısından ortalamanın üzerindedir. 13 MP led flaş   ve otofokus destekli arka kamera ve 2 MP ön kameraya sahiptir. Bunun yanında başarı yönünden arka kamerası birçok telefondan daha üstündür.  Video yönünden ise 1080P full HD çözünürlükte 30 fps videolar çekmektedir. Mono hoparlör olmasına rağmen gayet yüksek ve temiz bir ses özelliği bulunmaktadır.  Zenfone 6'da 1.6 gHz hızında çalışan çift çekirdekli Intel Atom Z2560 işlemci, 2 Gb Ram ve 16 Gb artırılabilir hafızası ve ekranında 720p çözünürlük olduğundan dolayı oyunlarda...

Devridaim Hareket ve Devridaim Makineler

Escher'in "Şelale" İsimli Çizimi Devridaim Hareket (ing. perpetual motion) enerji kaynağı olmadan sonsuza kadar devam edebildiği varsayılan; ancak termodinamik açıdan imkansız olduğu bulunan hareket türüdür. Devridaim hareketinin prensibi şudur: Sisteme enerji vermeden, hareket elde edilmesi; yani yoktan enerji sağlanabilmesi mümkündür. Teoride ve pratikte yapılması imkansız olan bu fikir, buna rağmen ortaçağdan 20.yüzyıla kadar bir sürü düşünürü, girişimciyi ve bilim adamını etkisi altına almaya başarmıştır. Bizse bu hareketin neden olmayacağını basit termodinamik konseptlerle açıklayacak; ayrıca bu hareketin sağlandığı iddia edilen bazı ilginç buluşları ve bu buluşların neden olamayacağını inceleyeceğiz. Tabi, önce termodinamik yasalarını konsept olarak anlatmamız gerekiyor. 1.Yasa İzole edilmiş bir sistemde -örneğin, bir kutu hayal edin; Bu kutunun dışındaki uzayla kendi arasında madde ve enerji geçişi olmuyor- yeni enerji üretilemez ya da yok edilemez...

İlkler unutulmazmış ama gerçek öyle değil

Otomobil sözcüğü Türkçe'ye, Yunanca autós (kendi) ve Latince mobilis (hareket eden) sözcüklerinin birleştirilmesiyle oluşturulan ve başka bir hayvan ya da araç tarafından itilmek ya da çekilmek yerine kendi kendine hareket eden araç anlamına gelen Fransızca automobile sözcüğünden geçmiştir. Otomobil tek bir kişi tarafından bulunmamıştır, yaklaşık yüzyıl boyunca dünyanın dört bir yanında ortaya çıkan buluşların bir araya gelmesiyle ortaya çıkmıştır. Modern otomobilin ortaya çıkışının yaklaşık 100.000 patent alımı sonrasında gerçekleştiği tahmin edilmektedir. Otomobilin tarihi 19. yüzyılda enerji kaynağı olarak buharın kullanılmasıyla başlar ve içten yanmalı motorlarda petrolün kullanılmasıyla devam eder. Günümüzde alternatif enerji kaynakları ile çalışan otomobillerin üretilmesi konusunda çalışmalar hız kazanmıştır. Roger Bacon, 13. yüzyılda Guillaume Humbert'e yazdığı bir mektupta at ile çekilmeden, hayal bile edilemeyecek hızda hareket eden bir aracın yapılabileceğinden s...

ABS, ESP, VSA... Nedir bunlar?

Günümüzde otomobillerin sahip oldukları teknik özellikleri simgeleyen terimlerden bahsetmek istiyorum. Otomobillerin donanımlarını ve teknolojik özelliklerini anlatan ifadeler, yabancı dillerdeki kullanımlarına göre kısaltıldığı için anlaşılması güçleşiyor. Üstelik, aynı teknik özellikler, üreticiler tarafından farklı isimlerle de anılabiliyor. Aynı özellik, bir otomobil markasında farklı, diğer markada farklı isimlendirilebiliyor. Genelde sürüş güvenliğiyle ilgili bu terimlere kısaca değinelim; ABS (Antiblock Brake System) ABS , sürücülere, tekerlekler kilitlenmeden fren yapma olanağı sağlayan, bu sayede aracın manevra ve kontrol yeteneğini artırarak sürücüye yardımcı olan sistemi ifade ediyor. ASR (Acceleration Slip Regulation) Kısaca antipatinaj sistemi olarak de çevrilebilen ASR , araçta patinaja geçildiğinde çekiş olan tekerleklere giden gücü kontrol ederek tutunmayı sağlıyor. Bu sistem, bazı markalarda '' EDL -Elektronik Diferansiyel Kilidi'' olar...

Ayın Klasik Türk Filmi - Düttürü Dünya

Düttürü Dünya, yönetmenliğini Zeki Ökten 'in yapıp başrolünde Kemal Sunal'in oynadığı, 1988 yapımı bir Türk filmidir. Kemal Sunal bu filmi ile 1989 yılındaki Ankara Film Festivalinde en iyi oyuncu ödülünü almıştır. Filmin konusuna gelince Mehmet Ankara'da bir pavyonda akşamları klarnet çalan bir müzsiyendir. Karısı, lisede okuyan kızı, zihinsel engelli oğlu ve diğer küçük kızı ile birlikte Ankara'da bir gecekondu mahallesinde yaşamaktadırlar. Oturdukları ev, evin sahibi olan kayınbiraderi tarafından müteahhite verilince, Mehmet evini kurtarabilmek için para biriktermeye başlar. Besteleri ile yapacağı kasetin bir gün kendisini ve ailesini bu sefil durumdan kurtaracağına inansa da Mehmet gerçek hayatın beklentilerinden ne kadar farklı olduğunu anlayacaktır. Filmin neden klasik olacağına gelirsek (tabii bu bizim görüşümüz); film senaryosu ve sinematik çekimi açısından ileriyi gören bir film olarak karşımıza çıkıyor. Yani demek istediğimiz şu; film absürd sinema biçi...

Penrose Merdivenleri

Penrose merdivenleri, Penrose üçgeninin bir varyasyonu ile oluşturulan imkansız 3 boyutlu şekildir. Penrose merdivenlerine göre, (üstteki şekli baz alırsanız) saat yönünde merdivenlerden aşağı sonsuz defa inen bir şey, hiçbir zaman başladığı noktandan daha alçakta bulunamayacaktır. Bunun ise gerçek hayatta olması imkansızdır. Penrose Üçgeni: Animasyondaki gibi üç çubuğun 3 boyutlu düzlemde aralarında dik açı yapacak şekilde birbirine (baz alınan bir çubuğa diger ikisinin dik bağlandığı ve bağlanan çubuklarında birbirine dik olduğunu düşünün) bağlanmasıyla oluşturulmuş cisme bakarken; ilüzyon neticesinde var olduğu sanılan imkansız üçgendir. Aslında belirli bir açıdan bakınca, iki boyutta bunun bir üçgen olduğunu zannederiz; ama üç boyutta bu bir üçgeni oluşturmak mümkün değildir. Bunun sebebi ise göz yanılsamasıdır.  Aşağıda bu yanılsamanın bir örneğini (Avusturya'nın Perth şehrinde yapılmış bir penrose üçgendir) görebilirsiniz. Dikkat ederseniz, yalnızca belli b...

Gökkuşağı'nın Ortaya Çıkış Nedenleri

Güneş ışınlarının yağmur damlaları veya sis bulutlarında yansıması ve kırılmasıyla meydana gelen atmosfer olayıdır. Gökkuşağında görülen renkler ise; turuncu, sarı, yeşil, kırmızı, mavi, lacivert ve mor'dur. Gökkuşakları umumiyetle güneş ışığında görünmekle beraber, ay ışığı veya sun'i ışıkta da görünürler. Kuşağın merkezi, gözlemci ve ışık kaynağı aynı doğru üzerindedir. Tüm dünya mitolojilerinde gökkuşağına bazı anlamlar yüklenir ve çoğu zamanda bu anlamlar karıştırılabilir. Görsel olarak tüm insanlığın ilgisini çeken bu olaya fizik kuralları olarak da ulaşmak mümkün değildir. Gökkuşağının Anadolu'da yaygın olarak kullanılan diğer adı Alkım sözcüğü Alkımak (hoş görünmek, hoşa gitmek, hayırdua etmek) fiiliyle bağlantılıdır. Beğenilme anlamı da bulunur. Güneşin bulunduğu konuma ve açısına göre gökkuşağı dairesinin konumu da değişir. Güneş yükseldikçe gökkuşağı aşağıya inmektedir. Sabah ve akşam vakitlerinde yağan yağmurun ardından gökkuşağını görmek daha çok mümkün olmakta...

Logonun Gücü

Alfa Romeo Açılımı gerçekten çok uzun (Anonima Lombardo Fabbrica Automobili) olduğundan birçok ülkede Alfa Romeo, sadece Alfa olarak anılıyor. Alfa markası, Romeo soyadını kuruluşun-dan dokuz yıl sonra (1919'da) aldı. Tarihi romanlardan çıkma bir italyan yakışıklısının ismi olan Romeo, markanın adına etkileyici bir yan anlam da kattı. Aslında Romeo, sadece Nicola adlı bir Alfa mühendisinin soyadıydı. Firma 1910 yılında Milano'da kurulduğunda yönetim logo olarak, şehrin iki sembolünü kullanma kararı aldı. Bunlardan ilki, şehrin logosunda yer alan kızıl bir haçlı. İkincisi, Visconti Ailesi'nin flamasından alınan bir yılandı ve bu engerek, bir çocuğu yutuyordu. Alfa'nın amblemine, 1925 yılında kazandığı ilk dünya şampiyonluğunun ardından bir de defne yaprağından taç ilave oldu. Aston Martin Çay saati ve James Bond gibi, bir şekilde "çok ingiliz" geliyor insanın kulağına. Lionel Martin adlı girişimci, firmasına isim ararken birçok insanın ilk aklına gele...

Étienne de Silhouette

1709-1767 yılında Fransa'da yaşamış, XIV.Louis  krallığında (1789 Fransız ihtilaninde devrilmiştir) 1759'da 8 ay boyunca fransız ekonomisini yönetmiştir. Silhoutte , 1754-1763 yılında İngiltere ile yapılan yedi yıl savaşlarında Fransız ekonomisini toparlamakla gorevlendirilmiştir. Bu amaçla onun yönetiminde ağır bir vergi politikası uygulamış; hatta bu politika gereğince zenginlik ölçütü sayılan kapı ve pencere gibi basit eşyalardan bile vergi alınmıştır. Ayrıca, Silhoutte'in emriyle halktan toplanan altın ve gümüş eşyalar savaş aleti yapılmak için eritilmiştir.  Ancak çabaları yetersiz kalınca görevinden ayrılmış; beceriksiz yönetimi ve cimri davranışları sebebiyle dönen halkı tarafından alay konusu olmuştur. İşte o dönemdeki ağır ekonomik yükten ötürü boya ile portre resmini yaptırmaya imkan bulamayan fransız halkı,  çareyi silhoutte adını verdikleri, siyah kağıtları keserek yapılan karanlık gölge portlerde bulmuştur. Silüet , bütün siyah ve dış hatları bell...

Düşmanım Benim

O zamanlar çok gençtim. Her gün televizyonlarda veyahut gazetelerde dünyanın kana bulandığını, kardeşin kardeşe düşman edildiğini, kitlelerin acımasızca yok edildiğini görüyordum. Ülkemdeki durum da iyi değildi aslında. Kitleler birbirine kırdırtılıyor, insanlar birbirine düşman ediliyordu. Çok uzaklara gitmemeye karar verdim. İnsanlar sokaklarda, evlerinde birbirine zarar veriyor; hatta küçük masum çocuklara bile işkenceler ediliyordu . Sonra sebep aramaya başladım. Kim ya da kimler karar veriyordu bunların olmasına, kimler düğmeye basıyordu ? Bir isim ya da bir neden bulmaya çalışıyordum. Komplo teorileri içeren kitapları okumaya başladım. Televizyondaki "gerçekler ortaya çıkacak" adlı dizileri seyrediyordum. Gazete yazılarındaki köşe analizlerine göz gezdiriyor, televizyon ekranlarında yorumcuları seyrediyordum. Misafirliklerde insanlarla uzun uzadıya tartışıyor; facebook ve twitter'da paylaşılan iletileri takip ediyor ve onları paylaşıyordum. Hayattaki ...